Sohbet

Muhammed Masum Faruki hazretleri evliyanın en yükseği olan İmamı Rabbani hazretlerinin mahdumudur, rahmetullahi teala aleyh. Babasının hususi ihsanları ile yüksek makamlara kavuşmuştur. Babasından sonra Silsileyi Aliyye denen büyüklerin 24. idi. Hazreti Ömer’in radıyallahü anh 30. kuşaktan torunudur. Hindistan’ın Serhend (Sirhind, Hind aslanı) şehrinde yaşamıştır. O şehri kendisinden yüzyıllar önce yaşayan, Hindistan’ı fetheden Firuz şah isimli bir dedesi kurmuştur.

Bu mübarek zatın himmeti ile çok büyük marifetlere kavuşan Muhammed Hanif-i Kâbili isminde bir talebesi vardı. Hocasının emri ile  memleketi Kâbil’de kalplere nur saçar, irşad ederdi. Tabii ki sevenleri artınca çekemeyenler, kıskananlar oldu. Bir grup insan dergahına gelip, “bir kerametinizi görmedikçe hocanızın büyüklüğünüze inanmayız. Biz bir ziyafet hazırlıyoruz. Siz üstadınızı davet ediniz. Bugün yemek vaktinde Serhend’den Kâbil’e bir anda gelsin. Eğer gelirse, hepimiz senin taleben oluruz” dediler. O zamanlar Serhend ile Kâbil arası Himalaya dağlarından dolayı uzun dolambaçlı yaklaşık bir aylık yol idi. Hâce Muhammed Hanif, hocasına olan yüksek bağlılığından bu teklifi kabul etti.

Oradakiler inanmadıkları halde alaylı bir şekilde yemekleri hazırlamaya başladılar. Vakit gelince “Yatsı vakti oldu. Artık yemek yiyelim” dediler. Hâce, “Yemeği getirin, üstadım bu saatlerde yemek yer” buyurdu. Oradakiler, yemekleri getirirken, Muhammed Masum hazretleri altı oğlu ile birlikte evin kapısından içeri girdi. Kendisine hazırlanan yere oturdu. Oradakiler bu hâli görünce, hayrete düşüp özür dilemek zorunda kaldılar. Muhammed Masum hazretleri “Yalnız Muhammed Hanif’in hatırı için geldim. Yoksa maksadım, sizin ikna olmanız değildir. Evliyadan keramet istenmez” buyurdu. Hep beraber yemeğe başladılar. Yemekten sonra çok tatlı bir sohbet oldu. Oradakiler, sohbetin bereketiyle kalplerindeki zulmetten kurtuldular. Onu sevenler arasına girip, saadete erdiler.

O yemekte bulunan birisi yazdığı kitapta diyor ki “o gün orada konuşulanlar o gün orada yenenlerden tatlıydı.” İş bu bundan başkası hiç.

Yalnız Allah rızası için yazılanları okumak da sohbettir.

Onları okuyanı dinlemek de sohbettir.

Büyüklerin nazarı da sohbettir.

Allahü tealanın razı olduğu sohbette bereket vardır, keramet vardır.

Yalnızlık bizim işimiz değil. Yalnız kalan kalbiyle değil, nefsiyle yol alır.

Sonu uçurumdur.

Ey gençler iyilerle beraber bulunun.

Pişmanlık fayda vermez.